noun

clue

ipucu, iz

The police are looking for clues.

Polis ipucu arıyor.

I haven't a clue what to do.

Ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yok.

Give me a clue for the crossword.

Bulmaca için bana bir ipucu ver.

((bir)) ipucu ((sth. hakkında)) bir kanıt veya bilgi parçası The letter was a clue to his location.

hiçbir fikri olmamak bir şey hakkında hiçbir şey bilmemek I haven't a clue where she is.

Eş anlamlılar: hint, sign, indication, tip

Orta İngilizce'de 'iplik yumağı' anlamına gelen 'clewe' kelimesinden gelir. Modern anlamı, bir labirentte bir ipliği takip etme fikrinden kaynaklanmaktadır.

Bir dedektifin bir gizemi çözmesine yardımcı olan bir 'ipucu' bulduğunu hayal edin, tıpkı bir ipliği çekmek gibi (orijinal anlamı).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.