adjective

cunning

kurnaz, hilekar, şeytan

He is as cunning as a fox.

Tilki kadar kurnazdır.

She used her cunning to get what she wanted.

İstediğini elde etmek için kurnazlığını kullandı.

((cunning)) + isim Kurnazca bir planı vardı. He had a cunning plan.

tilki kadar ((cunning)) Tilki kadar kurnazdır. He is as cunning as a fox.

Eş anlamlılar: hilekar, şeytan, kurnaz; Zıt anlamlılar: saf, içten, bön

Eski İngilizce'de 'bilmek, yapabilmek' anlamına gelen 'cunnan'dan gelir, 'can' ve 'know' ile ilgilidir. Anlamı 'akıllı'dan 'hilekar bir şekilde akıllı'ya kaymıştır.

'Kurnaz' (cunning) bir kişi, genellikle akıllıca hilelerle başkalarının 'yapamadığı' (can't) şeyleri 'yapabilir' (can). Bir hikayedeki kurnaz tilkiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.