noun

deals

anlaşmalar, sözleşmeler, ucuz mallar

They made several business deals last year.

Geçen yıl birkaç iş anlaşması yaptılar.

I got a good deal on this new phone.

Bu yeni telefonu ucuza aldım.

What's the deal with the new project?

Yeni projeyle ilgili durum ne?

bir anlaşma yapmak ((biriyle)) bir anlaşmaya varmak. They made a deal with the supplier.

iyi bir anlaşma/fırsat ((bir şeyde)) bir şey için düşük bir fiyat. I got a good deal on my new phone.

agreement (anlaşma), bargain (pazarlık), transaction (işlem), arrangement (düzenleme)

Eski İngilizce'de 'bir parça, bir pay' anlamına gelen 'dǣl' kelimesinden gelir. Bir iş anlaşması, değer 'paylarının' değişimini içerir.

Bir oyunda kart dağıtmayı (dealing) düşünün; her oyuncu kendi 'elini' veya payını alır. Bu, iş 'anlaşmaları' (deals) ile bağlantılıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.