adjective

disadvantaged

dezavantajlı, yoksul

The charity helps disadvantaged children.

Hayır kurumu dezavantajlı çocuklara yardım ediyor.

She came from a disadvantaged background.

Dezavantajlı bir geçmişten geliyordu.

((+ isim)) dezavantajlı (isim) They provide support for disadvantaged families.

Synonyms: underprivileged, deprived; Antonyms: privileged, advantaged, fortunate

'disadvantage' + sıfat eki '-ed'den gelir. Bir dezavantajı olan birini tanımlar.

Genellikle başkalarının sahip olduğu sosyal veya ekonomik fırsatlardan yoksun insanları tanımlamak için kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.