verb

disturb

rahatsız etmek, engellemek, huzurunu kaçırmak

Please do not disturb me while I'm working.

Lütfen çalışırken beni rahatsız etmeyin.

The bad news disturbed him greatly.

Kötü haber onu çok üzdü.

Don't disturb the papers on my desk.

Masamdaki kağıtları dağıtma.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) rahatsız etmek Lütfen çalışırken beni rahatsız etmeyin.

((sb.)) (birini) endişelendirmek Kötü haber onu çok üzdü.

Synonyms: rahatsız etmek, bölmek, üzmek; Antonyms: sakinleştirmek, yatıştırmak

Latince 'disturbare' (düzensizleştirmek) kelimesinden, 'dis-' (ayrı) + 'turbare' (karıştırmak).

Bir otel odası kapısındaki 'Rahatsız Etmeyin' levhasını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.