verb

entail

gerektirmek, zorunlu kılmak, içermek

The job entails a lot of hard work.

İş, çok sıkı bir çalışma gerektiriyor.

This project will entail considerable expense.

Bu proje önemli masraflar gerektirecek.

((sth.)) (bir şeyi) gerekli bir parça veya sonuç olarak gerektirmek The job entails a lot of travel.

((doing sth.)) (bir şey yapmayı) gerekli bir parça veya sonuç olarak gerektirmek The plan entails building a new bridge.

Synonyms: involve, require, necessitate; Antonyms: exclude, omit

Eski Fransızca 'kesmek, oymak' anlamına gelen 'entaillier' kelimesinden, 'en-' (içine) + 'taillier' (kesmek). Anlamı 'bir yük yüklemek' olarak gelişmiştir.

Bir karara bağlı bir 'kuyruk' (tail) düşünün. Karar, sonuçlarının 'kuyruğunu' 'gerektirir' (entails).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.