noun

epitome

timsal, simge, mükemmel örnek

She is the epitome of elegance.

O, zarafetin timsalidir.

The hotel was the epitome of luxury.

Otel lüksün simgesiydi.

((sth. timsali)) (sth.) mükemmel örneği O, zarafetin timsalidir.

Eş anlamlılar: personification (kişileştirme), embodiment (cisimleşme), quintessence (öz), paragon (örnek)

Yunanca 'epitomē' kelimesinden, 'epitemnein' 'kısaltmak' anlamına gelir, 'epi-' (ek olarak) + 'temnein' (kesmek). Aslında özet anlamına geliyordu.

Büyük bir fikri mükemmel, temel örneğine 'keserek' ('tome') indirdiğinizi hayal edin. Bütünü temsil eden buzdağının 'ucu'dur ('epi-').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.