verb

fail

başarısız olmak, kalmak, bozulmak, ihmal etmek

He failed his driving test again.

Sürüş sınavından yine kaldı.

The brakes on the car failed.

Arabanın frenleri tutmadı.

She felt she had failed her children.

Çocuklarına karşı başarısız olduğunu hissetti.

He failed to arrive on time.

Zamanında gelmeyi başaramadı.

((sth.)) bir sınavdan kalmak Sürüş sınavından yine kaldı.

((özne)) bozulmak, çalışmamak Arabanın frenleri tutmadı.

((sb.)) birini hayal kırıklığına uğratmak Çocuklarına karşı başarısız olduğunu hissetti.

((to-inf)) bir şeyi yapamamak Zamanında gelmeyi başaramadı.

Eş anlamlılar: be unsuccessful, founder; Zıt anlamlılar: succeed, pass

Eski Fransızca'da 'başarısız olmak, eksik olmak' anlamına gelen 'faillir' kelimesinden gelir.

Bir sınavda 'başarısız olursanız' (fail), 'düşmüş' (fall) gibi hissedebilirsiniz. Kelimeler benzer seslere sahip.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.