verb

glimmer

parıldamak, pırıldamak, (isim) parıltı, (isim) belirti

Candles glimmered in the dark room.

Mumlar karanlık odada parıldıyordu.

We saw a glimmer of light from the cottage.

Kulübeden bir ışık parıltısı gördük.

((sth.)) zayıf, titrek bir ışıkla parlamak The stars began to glimmer in the sky.

a glimmer of ((sth.)) (bir şeyin) küçük bir belirtisi She saw a glimmer of interest in his eyes.

Eş anlamlılar: (fiil) shimmer, gleam; (isim) flicker, spark. Zıt anlamlılar: (fiil) darken; (isim) darkness.

Eski İngilizce'deki 'glimian' kelimesinden gelir ve 'gleam' (parlamak) ile ilgilidir. 'gl-' kökü genellikle ışıkla ilgilidir. İsim hali fiilden türemiştir.

'GLIMmering' (parıldayan) bir ışığın parlak bir ışıktan daha 'DIMmer' (sönük) olduğunu hayal edin. Bu bir umut ışığı (a glimmer of hope) verir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.