verb

glitter

parıldamak, ışıldamak

The jewels glittered in the light.

Mücevherler ışıkta parıldıyordu.

Her eyes glittered with excitement.

Gözleri heyecandan parlıyordu.

((özne)) parıldamak, ışıldamak Mücevherler ışıkta parıldıyordu.

((özne)) glitter with ((sth.)) ((bir şey)) ile parlamak Gözleri heyecandan parlıyordu.

Synonyms: sparkle, shimmer, twinkle

Orta İngilizce'deki 'gliteren' kelimesinden, o da Eski Nors dilindeki 'glitra'dan gelir. Yine ışık için 'gl-' kökünü içerir.

İsim olan 'glitter'ı (sim) düşünün. Fiil, bu tür keskin, kuru bir parıltıyı tanımlar. Islak bir parlaklık olan 'glisten' ile karşılaştırın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.