noun

groove

oluk, yiv, ritim, rutin

The wheels left a deep groove in the mud.

Tekerlekler çamurda derin bir oluk bıraktı.

It's easy to get stuck in a groove.

Rutine saplanıp kalmak kolaydır.

The bassist laid down a funky groove.

Basçı harika bir ritim tutturdu.

((bir/o)) oluk derin/dar bir oluk The wheels made a deep groove in the path.

rutine saplanmak rutine saplanmak I feel like I'm stuck in a groove at work.

oluk, iz; (rutin) ritim, rutin

Hollandaca 'groeve' (karık, çukur) kelimesinden gelir. İngilizce 'grave' (mezar) kelimesiyle ilişkilidir.

Bir plak üzerindeki yivi ('groove') düşünün. Bu, fiziksel anlamını ve ayrıca müzikal anlamını ('ritme girmek') hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.