noun

guts

cesaret, yüreklilik, bağırsaklar

It takes a lot of guts to do that.

Bunu yapmak çok cesaret ister.

He hates the sight of blood and guts.

Kan ve bağırsak görmekten nefret eder.

((to have the)) guts ((to-inf)) (bir şeyi) yapma cesaretine sahip olmak. It takes guts to admit you're wrong.

blood and guts kan ve bağırsaklar, aşırı şiddet. The film was full of blood and guts.

Eş anlamlılar: courage, bravery, nerve; Zıt anlamlılar: cowardice

'Gut' kelimesinin çoğulu. 'Cesaret' anlamı, bağırsakların duyguların merkezi olduğu fikrinden gelişmiştir.

Korkutucu bir şeyle yüzleşmek için sağlam bir mideye ('guts') ihtiyacınız olduğunu hayal edin. 'To have the guts' cesareti olmak demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.