noun

heels

topuklar

She wore high heels to the party.

Partiye yüksek topuklu ayakkabı giydi.

He was hot on my heels.

Hemen peşimdeydi.

She dug her heels in and refused to move.

Ayak diredi ve hareket etmeyi reddetti.

high/low ((heels)) yüksek/alçak topuklar Partiye yüksek topuklu ayakkabı giydi.

hot on ((sb.'s)) heels (birinin) peşinde olmak Polis onun peşindeydi.

dig ((one's)) heels in ayak diremek Ayak diredi ve uzlaşmayı reddetti.

Eş anlamlılar: calcaneus (vücut kısmı için); stiletto (ayakkabı kısmı için)

Eski İngilizce'de ayağın arka kısmını ifade eden 'hēla' kelimesinden gelir.

Ayağınızın veya bir ayakkabının parçasını gözünüzde canlandırın. 'hot on my heels' gibi deyimler için, birinin sizi o kadar yakından takip ettiğini hayal edin ki sıcaklığını hissedebiliyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.