verb

held

tutmak, düzenlemek, sürdürmek, alıkoymak

He held the book in his hands.

Kitabı ellerinde tuttu.

The meeting was held yesterday.

Toplantı dün yapıldı.

She held the record for three years.

Rekoru üç yıl boyunca elinde tuttu.

He was held in prison for a week.

Bir hafta hapishanede tutuldu.

((biri)) ((bir şeyi)) ((tuttu)) bir şeyi elinde veya kollarında tutmak He held the book in his hands.

((bir şey)) ((yapıldı/düzenlendi)) bir etkinlik düzenlemek The meeting was held yesterday.

((biri)) ((bir rekoru/unvanı)) ((elinde tuttu)) bir pozisyonu veya statüyü sürdürmek She held the record for three years.

Eş anlamlılar: grasp, keep, contain, host

Eski İngilizce 'haldan' kelimesinden gelir, 'kavramak, içermek, tutmak' anlamına gelir.

'Eski' ('old') bir şeyi 'tuttuğunuzu' ('hold') unutmayın. Geçmiş zamanı 'held'dir, sanki eski bir şeyi 'tuttunuz' gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.