verb

hustle

acele etmek, iteklemek, gayretle çalışmak, dolandırmak

He hustled the old man out of the room.

Yaşlı adamı odadan dışarı itekledi.

We need to hustle if we want to finish today.

Bugün bitirmek istiyorsak acele etmeliyiz.

He's always hustling to make some extra money.

Ekstra para kazanmak için her zaman koşturuyor.

((sb./sth.)) ((<yön>)) (birini/bir şeyi) kabaca itmek/sürüklemek Yaşlı adamı odadan dışarı itekledi.

acele etmek, gayretle çalışmak Bugün bitirmek istiyorsak acele etmeliyiz.

Eş anlamlılar: acele etmek, itmek, kakmak

Hollandaca 'sallamak' veya 'atmak' anlamına gelen 'husselen' kelimesinden gelir.

Yoğun bir şehrin 'hustle and bustle' (koşuşturmacası) halini düşünün, herkesin acele ettiği ve birbirini ittiği bir yer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.