adjective

implicit

örtük, zımni, içkin, mutlak

There was an implicit threat in his words.

Sözlerinde üstü kapalı bir tehdit vardı.

She has implicit trust in her team.

Ekibine mutlak bir güveni var.

((sth.))'da örtük ((bir şeyde)) dolaylı olarak ifade edilen The criticism was implicit in his tone.

((sb./sth.))'e mutlak güven ((birine/bir şeye)) tam güven He has implicit faith in his doctor's advice.

Eş anlamlılar: sözsüz, anlaşılan, içkin; Zıt anlamlılar: açık, doğrudan

Latince 'dolaşık, karışmış' anlamına gelen 'implicitus' kelimesinden gelir. 'im-' (içinde) + 'plicare' (katlamak). Kelimenin tam anlamıyla 'içe katlanmış'.

Bunu 'ima edilmiş' gibi düşünün. Doğrudan söylenmeyen, ima edilen bir şey. Mesajın 'içinde' ama 'katlanmış' durumda.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.