noun

impulse

dürtü, itki, anlık istek

He bought the car on an impulse.

Arabayı bir anlık dürtüyle aldı.

She resisted the impulse to laugh.

Gülme dürtüsüne karşı koydu.

The nerve transmits an electrical impulse to the brain.

Sinir, beyne elektriksel bir itki iletir.

((bir)) dürtü ((mastar)) bir şey yapma dürtüsü Kaçmak için bir dürtü hissetti.

((bir)) dürtüyle bir dürtüyle İşini bir dürtüyle bıraktı.

Eş anlamlılar: urge, whim, compulsion, instinct; Zıt anlamlılar: plan, forethought, consideration

Latince 'impellere' (itmek, sürmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'impulsus' kelimesinden gelir. 'İçten gelen bir itme' anlamına gelir.

Bir 'pulse'ın (nabız, darbe) sizi içeriden ('im-') aniden bir şey yapmaya ittiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.