verb

localise

yerelleştirmek, yerini saptamak, sınırlamak

We must localise the source of the problem.

Sorunun kaynağını saptamalıyız.

The company will localise its products for the Asian market.

Şirket, ürünlerini Asya pazarı için yerelleştirecek.

The infection was localised to one area.

Enfeksiyon bir bölgeyle sınırlıydı.

((bir şey)) (bir şeyin) yerini saptamak. We must localise the source of the problem.

((bir şey)) ((için bir şey)) (bir ürünü) (bir pazar için) yerelleştirmek. They will localise the game for the Asian market.

Synonyms: yerini belirlemek, tespit etmek, sınırlamak, uyarlamak

'local' + '-ise' (fiil yapan bir ek). 'Yerel yapmak' anlamına gelir.

Bir şeyi 'yerelleştirmek', onu belirli bir 'yerel' alana getirmektir; ya bularak ya da uyarlayarak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.