noun

lookout

gözcü, gözetleme yeri, dikkat, sorumluluk

The ship has a lookout in the crow's nest.

Geminin direğinde bir gözcü var.

From the lookout, we could see the whole valley.

Gözetleme yerinden bütün vadiyi görebiliyorduk.

Keep a lookout for any signs of danger.

Herhangi bir tehlike belirtisine karşı tetikte ol.

If you miss the train, that's your lookout.

Eğer treni kaçırırsan, bu senin sorumluluğun.

((kişi olarak)) gözcü Geminin bir gözcüye ihtiyacı var.

((yer olarak)) gözetleme yeri Gözetleme noktasına tırmandık.

((bir şey için)) göz kulak olmak Postacıya dikkat et.

((birinin)) sorumluluğu olmak Geç kalırsan bu senin sorumluluğun.

Eş anlamlılar: watch, guard, sentry, observation point

'look' (bakmak) fiili ve 'out' (dışarı) zarfının birleşimi. Bir şeyi izlemek için dışarı bakma fikrinden gelir.

Gözetlemek için yüksek bir kuleden veya gemi direğinden kelimenin tam anlamıyla 'dışarı bakan' (looking out) birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.