adjective

presumptuous

küstah, cüretkar, haddini bilmez

It was presumptuous of him to speak for everyone.

Herkes adına konuşması küstahlıktı.

That's a very presumptuous question to ask.

Bu sorulacak çok cüretkar bir soru.

((of sb.)) ((to-inf)) (birinin) bir şey yapması küstahlıktır Bunu varsayman küstahlıktı.

Eş anlamlılar: arrogant, bold, overconfident; Zıt anlamlılar: humble, modest

'Presume' fiilinden gelir. '-ous' eki, 'dolu' anlamına gelen bir sıfat yapar. Yani, 'varsayımla dolu'.

Bir şeyi yapma veya söyleme hakkına sahip olduğunu *varsayan* birini tanımlar ve bu kaba olarak görülür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.