verb

read

okumak, anlamak

I like to read books.

Kitap okumayı severim.

Can you read the sign from here?

Buradan tabelayı okuyabiliyor musun?

She read his expression as anger.

Onun ifadesini öfke olarak okudu.

The thermometer reads 25 degrees.

Termometre 25 dereceyi gösteriyor.

((sth.)) bir şeyi okumak Kitap okumayı severim.

((sth.)) ((to sb.)) birine bir şey okumak Çocuğuna bir hikaye okur.

((about sth.)) bir şey hakkında okumak Olay hakkında gazetede okudum.

Synonyms: gözden geçirmek, taramak, yorumlamak, anlamak

Eski İngilizce'de 'tavsiye etmek, yorumlamak' anlamına gelen 'rædan' kelimesinden gelir. Almanca 'raten' (tavsiye etmek) ile ilgilidir.

Geniş zaman ve geçmiş zaman yazılışları aynıdır, ancak telaffuz /riːd/ iken /rɛd/ (kırmızı rengi gibi) olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.