adjective

reluctant

isteksiz, gönülsüz

She was reluctant to admit her mistake.

Hatasını kabul etmekte isteksizdi.

He is a reluctant hero.

O, gönülsüz bir kahraman.

((to-inf)) bir şeyi yapmakta isteksiz olmak Gitmekte isteksizdi.

isteksiz bir ((isim)) gönülsüz bir (isim) O, isteksiz bir katılımcıydı.

Eş anlamlılar: gönülsüz, çekingen; Zıt anlamlılar: istekli, hevesli

Latince 're-' (karşı) + 'luctari' (mücadele etmek) kelimelerinden gelir, bir şeye karşı mücadele etmek anlamına gelir.

Rahat bir koltuktan kalkmakta 'isteksiz' olan birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.