noun

tag

etiket, fiş, yakalamaca oyunu

Check the price tag on that shirt.

O gömleğin fiyat etiketini kontrol et.

The children are playing tag in the yard.

Çocuklar bahçede yakalamaca oynuyor.

He put a name tag on his luggage.

Bagajına bir isim etiketi taktı.

bir fiyat ((etiketi)) Check the price tag.

bir isim ((etiketi)) He wore a name tag.

((yakalamaca)) oynamak Let's play tag.

Eş anlamlılar: label, marker, sticker

Kökeni belirsizdir, muhtemelen Orta İngilizce'deki 'tagge' (sarkan parça) kelimesinden gelmektedir.

Daha büyük bir şeye 'takılmış' küçük bir parça düşünün. Fiyat etiketi bir ürüne takılıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.