noun

vice

kötü alışkanlık, kusur, ahlaksızlık, mengene

Greed is considered a major vice.

Açgözlülük büyük bir ahlaksızlık olarak kabul edilir.

My only vice is eating too much chocolate.

Tek kötü alışkanlığım çok fazla çikolata yemek.

He clamped the wood in a vice.

Ahşabı bir mengeneye sıkıştırdı.

((-ing)) vice (yapma) kötü alışkanlığı Kumar alışkanlığının üstesinden gelmek zordur.

((sb.'s)) only vice (birinin) tek kötü alışkanlığı Tek kötü alışkanlığım kahve içmek.

((in)) a vice bir mengenede Tahtayı bir mengenede tuttu.

Eş anlamlılar: sin (günah), wickedness (kötülük), fault (kusur); Zıt anlamlılar: virtue (erdem)

Latince 'kusur, hata' anlamına gelen 'vitium' kelimesinden gelir. Alet anlamı ('mengene') farklı bir kökene sahiptir, Latince 'vitis' (asma) kelimesinden gelir.

'Vice' kelimesinin 'virtue' (erdem) kelimesinin zıttı olduğunu unutmayın. 'Vice-president' (başkan yardımcısı) gibi kelimelerdeki 'vice' ise 'vekil' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.