verb

blow

esmek, üflemek, patlatmak, boşa harcamak

The wind is blowing hard.

Rüzgar sert esiyor.

Blow out the candles on the cake.

Pastanın üzerindeki mumları üfle.

The bomb blew up the building.

Bomba binayı havaya uçurdu.

He blew his chance to win.

Kazanma şansını tepti.

((özne)) esiyor (özne) hava hareket ettiriyor Rüzgar batıdan esiyor.

((bir şeyi)) üfleyerek söndürmek (bir şeyi) hava ile söndürmek Mumu üfleyerek söndürdü.

((bir şeyi)) havaya uçurmak (bir şeyin) patlamasına neden olmak Eski köprüyü havaya uçurdular.

((bir şeyi)) boşa harcamak bir fırsatı kaçırmak Final sınavını berbat etti.

Eş anlamlılar: puff, gust, explode, waste

Eski İngilizce'de üflemek, nefes almak, şişirmek anlamına gelen 'blawan' kelimesinden gelir.

Bir balonu 'şişirdiğinizi' (blow) ve 'alçaktan' (low) uçtuğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.