verb

bluff

blöf yapmak, kandırmak, blöf, uçurum

I think he's bluffing about his hand.

Bence eli hakkında blöf yapıyor.

Her threat was just a bluff.

Onun tehdidi sadece bir blöftü.

The house was built on a bluff overlooking the sea.

Ev, denize bakan bir uçurumun üzerine inşa edilmişti.

((sb.)) to bluff about (sth.) (bir şey) hakkında blöf yapmak He is bluffing about his skills.

to call ((sb.'s)) bluff (birinin) blöfünü görmek I decided to call his bluff.

Eş anlamlılar (fiil): deceive (kandırmak), mislead (yanıltmak); Eş anlamlılar (isim): cliff (uçurum), precipice (yar)

Fiil, Hollandaca 'bluffen' (övünmek) kelimesinden gelir. 'Uçurum' anlamındaki isim farklı bir kökene sahiptir, muhtemelen Hollandaca 'blaf' (düz, geniş) kelimesinden.

Pokerde, kötü bir elle 'blöf' yaparsınız. Bir uçurumun (a bluff) kenarında yüksek sesle övünen birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.