verb

blur

bulanıklaştırmak, flu yapmak, bulanıklaşmak

Tears blurred her vision.

Gözyaşları görüşünü bulanıklaştırdı.

The lines between work and home are blurring.

İş ve ev arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor.

blur ((bir şey)) ((bir şeyi)) bulanıklaştırmak Tears blurred her vision.

((bir şey)) blurs ((bir şey)) bulanıklaşır The image blurs easily.

Eş anlamlılar: karartmak, belirsizleştirmek; Zıt anlamlılar: netleştirmek, odaklamak

Kökeni belirsizdir, belki de 'blear' (gözyaşıyla bulanıklaştırmak) ile ilgilidir.

'Blur' kelimesinin kendisi, tanımladığı görsel efekt gibi biraz bulanık geliyor. Bulanık bir fotoğraf düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.