adjective

calculated

hesaplı, kasıtlı, planlı

It was a calculated risk.

Bu hesaplanmış bir riskti.

His compliment seemed very calculated.

İltifatı çok hesaplı görünüyordu.

((sıfat)) + isim hesaplanmış bir eylem It was a calculated decision.

Eş anlamlılar: kasıtlı, planlı, maksatlı; Zıt anlamlılar: anlık, kasıtsız

'to calculate' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. 'Hesaplama yoluyla bulunmuş' anlamına gelir.

Bir matematik problemi gibi, tesadüfi olmayan, dikkatle planlanmış bir şeyi düşünün. 'Hesaplanmış bir risk', dikkatle düşündüğünüz bir risktir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.