verb

carried

taşıdı

He carried the heavy box upstairs.

Ağır kutuyu üst kata taşıdı.

The store carried that item last year.

Mağaza geçen yıl o ürünü satıyordu.

The motion was carried by a majority vote.

Önerge oy çokluğuyla kabul edildi.

Her voice carried across the large room.

Sesi geniş odanın her yerine ulaştı.

((biri)) ((bir şeyi)) taşır (biri) (bir şeyi) taşır Çantasını her yere taşır.

((bir mağaza)) ((bir şeyi)) satar (bir mağaza) (bir şeyi) satar Bu mağaza taze süt satıyor mu?

((bir önerge)) kabul edilir (bir önerge) kabul edilir Teklif oybirliğiyle kabul edildi.

((bir ses)) yayılır (bir ses) yayılır Ses geceleri daha uzağa yayılır.

Eş anlamlılar: transport, convey, bear, hold (taşımak, nakletmek, tutmak)

Eski Kuzey Fransızcası 'carier' kelimesinden, o da 'car' (araba, taşıt) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla araba ile taşımaktır.

İnsanları ve eşyaları 'taşıyan' bir 'araba' (car) düşünün. 'Carried' geçmiş zaman halidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.