noun

counterbalance

denge ağırlığı, karşı denge

The crane uses a heavy counterbalance.

Vinç ağır bir denge ağırlığı kullanıyor.

Her optimism is a counterbalance to his pessimism.

Onun iyimserliği, onun kötümserliğine karşı bir denge unsurudur.

((bir şeye)) karşı bir denge The new law is a counterbalance to corporate power.

Eş anlamlılar: denge ağırlığı, karşı ağırlık, dengeleme

'counter-' (karşı) öneki ve 'balance' (denge) kelimesinden gelir. Başka bir güce 'karşı denge' sağlayan bir gücü ifade eder.

Bir tahterevalli düşünün. Bir taraftaki ağırlığı 'dengelemek' için diğer tarafta eşit bir 'dengeye' ihtiyacınız vardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.