noun

edge

kenar, uç, keskin taraf, avantaj

Be careful not to fall off the edge.

Kenardan düşmemeye dikkat et.

The knife has a sharp edge.

Bıçağın keskin bir ağzı var.

Our team has an edge over the competition.

Takımımızın rekabete karşı bir avantajı var.

the edge of ((sth.)) ((sth.))'nın kenarı Uçurumun kenarında durdu.

on the edge of ((sth.)) ((sth.))'nın eşiğinde Şirket iflasın eşiğinde.

have an edge over ((sb./sth.)) ((sb./sth.))'e karşı avantaja sahip olmak Diğer adaylara göre bir avantajı var.

Eş anlamlılar: border, rim, brink, advantage; Zıt anlamlılar: center, middle, disadvantage

Eski İngilizce'de 'köşe, kenar, uç' anlamına gelen 'ecg' kelimesinden gelir ve Proto-Cermen kökenlidir.

Bir uçurumun 'kenarında' (edge) durduğunuzu hayal edin - keskin, belirleyici bir çizgi. Bu aynı zamanda bir yarışmada 'avantaj' (edge) sahibi olmakla da ilgilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.