noun

envy

kıskançlık, imrenme, haset

She felt a pang of envy for her friend's success.

Arkadaşının başarısını kıskandığını hissetti.

He was the envy of all his colleagues.

Bütün meslektaşlarının imrendiği kişiydi.

kıskançlık ((bir şeye karşı)) başkasının sahip olduğu bir şeyi isteme duygusu Arkadaşının başarısına karşı bir kıskançlık hissetti.

kıskanılan şey/kişi ((birinin)) kıskanılan kişi veya şey Bütün meslektaşlarının imrendiği kişiydi.

Eş anlamlılar: jealousy, resentment, covetousness

Latince 'invidia' (kötü niyet) kelimesinden, 'invidere' (kötü niyetle bakmak) fiilinden gelir; 'in-' (üzerine) + 'videre' (görmek).

'Envy' (kıskançlık), başkasının sahip olduğu bir şeyi istemektir. 'Jealousy' (haset), sahip olduğunuz şeyi kaybetmekten korkmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.