noun

handful

avuç dolusu, bir avuç, baş belası

She picked up a handful of sand.

Bir avuç kum aldı.

Only a handful of people came.

Sadece bir avuç insan geldi.

Her two-year-old son is a real handful.

İki yaşındaki oğlu gerçekten başa çıkılması zor biri.

a handful of ((sth.)) bir avuç ((sth.)) I ate a handful of nuts.

to be a handful başa çıkması zor olmak The puppy is a real handful.

Synonyms: a few, a small number, (kişi için) troublemaker, pest

'hand' (el) ve 'full' (dolu) kelimelerinin birleşimi, kelimenin tam anlamıyla 'bir elin tutabileceği kadar' anlamına gelir.

'Dolu' bir el hayal edin. Bu, bir şeyin gerçek miktarı olabilir veya bir kişiyi tanımlarken mecazi olarak 'sorunla dolu' olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.