noun

impasse

çıkmaz, açmaz

The negotiations have reached an impasse.

Müzakereler bir çıkmaza girdi.

They were at an impasse over the budget.

Bütçe konusunda bir çıkmazdaydılar.

çıkmaza girmek Müzakereler bir çıkmaza girdi.

çıkmazda olmak Onlar bir çıkmazdaydı.

Synonyms: deadlock, stalemate, standstill

Fransızcadan, 'in-' (olumsuzluk) + 'passer' (geçmek). Kişinin geçemediği veya ilerleyemediği bir durum.

'Geçilmesi imkansız' bir yol hayal edin. Bu bir 'impasse' (çıkmaz), ilerleme imkanı olmayan bir durumdur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.