adjective

intimate

samimi, yakın, mahrem, detaylı

They have an intimate friendship.

Onların samimi bir arkadaşlığı var.

The restaurant has an intimate atmosphere.

Restoranın samimi bir atmosferi var.

He has an intimate knowledge of the subject.

Konu hakkında detaylı bilgisi var.

samimi bir ((isim)) yakın bir ilişkiyi veya rahat bir yeri tanımlayan Onların samimi bir arkadaşlığı var.

((biriyle)) samimi olmak (biriyle) çok yakın kişisel bir ilişkiye sahip olmak Sadece birkaç arkadaşıyla samimidir.

Eş anlamlılar: close, personal, detailed; Zıt anlamlılar: distant, formal, public

Latince 'iç' anlamına gelen 'intus' kelimesinin üstünlük derecesi olan 'en içteki' anlamındaki 'intimus'tan gelir.

'İçime' gibi ses çıkarır. Özel hayatınıza 'içeri' aldığınız çok kişisel bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.