adjective

jealous

kıskanç

He was jealous of his brother's success.

Kardeşinin başarısını kıskanıyordu.

She has a very jealous boyfriend.

Çok kıskanç bir erkek arkadaşı var.

((birini/bir şeyi)) kıskanmak birinin sahip olduğu bir avantajdan dolayı ona karşı içerlemek Kız kardeşinin güzelliğini kıskanıyor.

((kıskanç)) ((bir kişi)) sahiplenici bir kişiyi tanımlamak Eski erkek arkadaşı çok kıskanç bir insandı.

Eşanlamlılar: envious (imrenen), possessive (sahiplenici); Zıt anlamlılar: trusting (güvenen), content (memnun).

Eski Fransızca 'jalos' kelimesinden, o da Latince 'zelosus' (şevk dolu) kelimesinden, nihayetinde Yunanca 'zēlos' (şevk, gayret) kelimesinden gelir.

Unutmayın: 'jealous' (kıskanç), sahip olduğunuz bir şeyi kaybetmekten korktuğunuzda, 'envious' (imrenen) ise başkasının sahip olduğu bir şeyi istediğinizde kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.