verb

leave

ayrılmak, bırakmak, terk etmek

I have to leave now.

Şimdi ayrılmam gerekiyor.

She left her keys on the table.

Anahtarlarını masada bıraktı.

He left his job last month.

Geçen ay işinden ayrıldı.

Leave the door open, please.

Lütfen kapıyı açık bırakın.

((sth.)) (bir yerden) ayrılmak I have to leave the party now.

((sth.)) ((somewhere)) (bir şeyi) (bir yerde) bırakmak She left her keys on the table.

((sth.)) ((adj.)) (bir şeyi) (bir durumda) bırakmak Leave the door open, please.

Eş anlamlılar: depart (ayrılmak), exit (çıkmak), quit (bırakmak); Zıt anlamlılar: arrive (varmak), stay (kalmak), remain (kalmak)

Eski İngilizce'de 'kalmasına izin vermek' anlamına gelen 'lǣfan' kelimesinden gelir.

Sonbaharda ağacın 'leaves' (yapraklarını) döküp dalları çıplak 'bırakmasını' (leaving) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.