verb

messed

dağıtmak, berbat etmek, bulaşmak

The kids messed up the living room.

Çocuklar oturma odasını dağıttı.

She messed up on the final exam.

Final sınavında batırdı.

Don't mess with the electrical wires.

Elektrik kablolarıyla oynama.

((bir şeyi)) dağıtmak/berbat etmek bir şeyi dağıtmak veya bozmak Rüzgar saçımı dağıttı.

((biriyle/bir şeyle)) uğraşmak birine veya bir şeye müdahale etmek O makineyle uğraşmamalısın.

Eş anlamlılar: disarrange (düzensizleştirmek), spoil (bozmak); Zıt anlamlılar: tidy (toplamak), organize (düzenlemek)

Eski Fransızca'da 'bir tabak yemek' anlamına gelen 'mes' kelimesinden türemiş ve zamanla 'karışıklık' anlamını kazanmıştır.

Her yerde eşyaların olduğu 'messy' (dağınık) bir oda hayal edin. 'To mess' bu durumu yaratma eylemidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.