noun

middleman

aracı, komisyoncu

We bought the car directly, cutting out the middleman.

Arabayı doğrudan alarak aracıyı aradan çıkardık.

He acted as a middleman in the negotiations.

Müzakerelerde arabulucu olarak görev yaptı.

cut out the middleman aracıyı aradan çıkarmak We bought it directly, cutting out the middleman.

act as a middleman aracı olarak hareket etmek He acted as a middleman in the deal.

Eş anlamlılar: intermediary, go-between, broker

'middle' (orta) + 'man' (adam) kelimelerinden oluşan bir bileşik kelime. İki taraf arasındaki bir işlemin ortasında bulunan kişi.

Üretici ile tüketici arasında 'ortada' duran bir adam hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.