verb

negotiate

müzakere etmek, görüşmek

They are trying to negotiate a peace treaty.

Bir barış antlaşması müzakere etmeye çalışıyorlar.

We need to negotiate with the other party.

Diğer tarafla müzakere etmemiz gerekiyor.

The driver negotiated the sharp turn.

Sürücü keskin virajı başarıyla döndü.

((bir şey)) (bir şeyi) müzakere etmek They are trying to negotiate a peace treaty.

((biriyle)) ((bir şey için/hakkında)) (biriyle) (bir şey için) müzakere etmek We need to negotiate with the other party.

((bir şey)) (zor bir rotayı) başarıyla geçmek The driver negotiated the sharp turn.

Eş anlamlılar: bargain, discuss, arrange

Latince 'iş yapmak' anlamına gelen 'negotiari'nin geçmiş zaman sıfat-fiili olan 'negotiatus'tan gelir. Bu da 'iş' anlamına gelen 'negotium'dan türemiştir, ki bu da 'nec-' (değil) + 'otium' (boş zaman) demektir.

İş, 'boş zaman değildir' (nec-otium), bu yüzden işleri halletmek için 'müzakere etmeniz' gerekir. Bu kökeni unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.