Verb

ein|kesseln

kuşatmak, çevirmek, etrafını sarmak

Die Armee kesselte die feindlichen Truppen ein.

Ordu düşman birliklerini kuşattı.

Die Polizei kesselte die Demonstranten ein.

Polis göstericileri çembere aldı.

((j-n/et4)) birini/bir şeyi kuşatmak Ordu düşman birliklerini kuşattı.

Eş anlamlılar: umzingeln (çevirmek), umschließen (kuşatmak), einschließen (hapsetmek).

'ein-' (içine) ve 'Kessel' (kazan) kelimelerinden. Birini bir kazanın içine hapseder gibi kuşatma fikri.

Birini kaçışı olmayan dev bir 'kazanın' ('Kessel') 'içine' ('ein') hapsettiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.