Adjektiv

einziger

tek, yegane

Er ist mein einziger Freund.

O benim tek arkadaşım.

Das ist der einzige Weg.

Tek yol bu.

Ein einziger Fehler reicht aus.

Tek bir hata yeterli.

der/die/das einzige + [İsim] belirli artikel ile: 'tek ...' O, tek tanıktır. (Er ist der einzige Zeuge.)

ein einziger/eine einzige/ein einziges + [İsim] belirsiz artikel ile: 'tek bir ...' Tek bir hata her şeyi mahvedebilir. (Ein einziger Fehler kann alles ruinieren.)

Eş anlamlılar: tek, yegane; Zıt anlamlılar: birkaç, çok

'ein' (bir) kelimesinden '-zig' ekiyle türetilmiştir. 'Bir' olma niteliğini vurgular.

Kelimenin kökü olan 'ein' (bir) kelimesine odaklanın. '-er' eki, 'der Freund' gibi eril isimler için yalın haldeki tekil çekim ekidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.