Verb

überschreiten

aşmak, geçmek, ihlal etmek

Wir dürfen die Grenze nicht überschreiten.

Sınırı geçmemize izin yok.

Das Auto hat die Geschwindigkeitsbegrenzung überschritten.

Araba hız sınırını aştı.

Er hat seine Kompetenzen überschritten.

Yetkilerini aştı.

((et4)) bir şeyi aşmak Araba hız sınırını aştı.

Eş anlamlılar: überqueren (karşıya geçmek), übertreten (ihlal etmek); Zıt anlamlılar: einhalten (uymak), unterschreiten (altında kalmak)

'über' (üzerinden, ötesine) + 'schreiten' (adımlamak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'üzerinden adımlamak'.

Yerdeki bir çizginin 'üzerinden adımladığınızı' (sınırı geçmek) veya bir limiti 'aştığınızı' (hız sınırını aşmak) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.