Adjektiv

benachteiligt

dezavantajlı, mağdur, ayrımcılığa uğramış

Er fühlt sich gegenüber Kollegen benachteiligt.

Meslektaşlarına göre kendini dezavantajlı hissediyor.

Die Stiftung unterstützt benachteiligte Familien.

Vakıf, dezavantajlı ailelere destek oluyor.

dezavantajlı hissetmek (sich benachteiligt fühlen) Kendini dezavantajlı hissediyor.

birini mağdur etmek (j-n benachteiligen) Yeni kural yaşlı çalışanları mağdur ediyor.

Synonyms: unterprivilegiert (ayrıcalıksız); Antonyms: bevorzugt (tercih edilen), begünstigt (kayrılan)

'be-' ön eki + 'Nachteil' (dezavantaj) + '-igt' sıfat eki. Kelimenin tam anlamıyla 'dezavantajı olan'.

Şöyle ayırın: 'Nacht' (gece) + 'Teil' (kısım). Bir anlaşmanın 'gece kısmını' yani karanlık, görünmeyen, daha kötü kısmını aldığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.