Verb

bereiten

sebep olmak, vermek, hazırlamak

Das bereitet mir große Sorgen.

Bu bana büyük endişe veriyor.

Er hat ihr eine Freude bereitet.

Ona bir sevinç yaşattı.

((j-m)) ((et4)) birine bir şey vermek/sebep olmak: Das bereitet mir Kopfschmerzen. (Bu bana baş ağrısı veriyor.)

Eşanlamlılar: verursachen (sebep olmak), machen (yapmak); Zıtanlamlı: nehmen (almak)

'be-' ön eki + 'reit' (Eski Yüksek Almanca'da 'hazır'). 'Hazır etmek' anlamına gelir. İngilizce 'ready' kelimesiyle kökteştir.

Bir şeyi 'hazır' (bereit) hale getirmeyi düşünün. Genellikle 'Freude' (sevinç), 'Sorgen' (endişe) gibi soyut isimlerle kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.