Verb

bindet

bağlar

Er bindet seine Schuhe.

Ayakkabılarını bağlıyor.

Sie bindet einen Blumenstrauß.

Bir çiçek demeti bağlıyor.

Der Vertrag bindet beide Parteien.

Sözleşme her iki tarafı da bağlar.

((et4)) binden (bir şeyi) bağlamak Er bindet seine Schuhe.

((j-n/et4)) an+4 binden (birini/bir şeyi) (bir şeye) bağlamak Sie bindet das Boot am Steg fest.

((j-n)) binden (birini) bağlamak (yasal/ahlaki olarak) Ein Versprechen bindet ihn.

Eş anlamlılar: fesseln (prangalamak), schnüren (bağlamak); Zıt anlamlılar: lösen (çözmek)

Proto-Cermence *bindaną'dan gelir ve İngilizce 'bind' kelimesiyle doğrudan kökteştir.

İngilizce 'bind' kelimesine çok benziyor. Birinin bir kitabı ciltlediğini veya bir ipi bağladığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.