Adjektiv

geeigneten

uygun, elverişli, münasip

Ich habe mit dem geeigneten Experten gesprochen.

Uygun uzmanla konuştum.

Finden Sie den geeigneten Kandidaten für die Stelle.

Pozisyon için uygun adayı bulun.

((için bir şey)) bir şey için uygun olmak Bu alet bu iş için uygundur.

((olarak bir şey)) bir şey olarak uygun olmak O, öğretmen olarak çok uygundur.

((için bir şey)) bir şeye uygun olmak Su içmeye uygun değildir.

Eş anlamlılar: passend, tauglich; Zıt anlamlılar: ungeeignet, unpassend

'eignen' (uygun olmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'Eignen', bir şeyin bir amaç için 'kendi' özelliklerine sahip olduğunu ima eden 'eigen' (kendi) ile ilgilidir.

'eigen' (kendi) kelimesini düşünün. Bir şey 'geeignet' ise, o iş için 'kendi' özel niteliğine sahiptir, bu da onu uygun kılar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.