gehoben
Çeviri
seçkin, kibar, yüksek, rafine
Örnekler
Er spricht eine gehobene Sprache.
O, kibar bir dil konuşuyor.
Sie wohnen in einer gehobenen Gegend.
Onlar seçkin bir semtte yaşıyorlar.
Das Restaurant hat eine gehobene Atmosphäre.
Restoranın seçkin bir atmosferi var.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şey)) seçkindir ((bir şey)) seçkindir Atmosfer çok seçkin.
seçkin bir ((isim)) seçkin bir ((isim)) Onun seçkin bir zevki var.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: seçkin, kibar, rafine; Zıt anlamlılar: basit, sıradan, alelade
Etimoloji
'heben' (kaldırmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Kelimenin tam anlamıyla 'kaldırılmış', sıradanın üzerinde bir seviyeyi ima eder.
Hafıza İpuçları
Bir şeyin sıradan standardın üzerine 'kaldırıldığını' (gehoben) düşünün, bu da onu lüks veya sofistike yapar.