Verb

nach|holen

telafi etmek, sonradan yapmak, yetişmek

Ich muss den verpassten Unterricht nachholen.

Kaçırdığım dersi telafi etmem gerekiyor.

Sie versucht, den Schlaf nachzuholen.

Uykusunu telafi etmeye çalışıyor.

Er muss die Prüfung nachholen.

Sınavı telafi etmek zorunda.

((bir şeyi)) telafi etmek Çok işi telafi etmem gerekiyor.

Eş anlamlılar: aufholen, wettmachen; Zıt anlamlılar: verpassen

'nach-' (sonra) + 'holen' (almak, getirmek). Kelimenin tam anlamıyla 'sonradan almak'.

'holen' (almak) ve 'nach' (sonra) olarak düşünün. Normal zamandan 'sonra' bir şeyi 'alıyorsunuz', örneğin uykunuzu telafi etmek gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.