Adjektiv

unbedeutend

önemsiz, ehemmiyetsiz, küçük

Das ist nur ein unbedeutendes Detail.

Bu sadece önemsiz bir detay.

Er spielte eine unbedeutende Rolle in dem Film.

Filmde önemsiz bir rol oynadı.

önemsiz bir hata Bu sadece önemsiz bir hataydı. Es war nur ein unbedeutender Fehler.

Eş anlamlılar: unwichtig, geringfügig; Zıt anlamlılar: bedeutend, wichtig

un- (olumsuzluk) + bedeutend (önemli) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'önemli olmayan'.

'un-' öneki olumsuzluk belirtir. 'bedeuten' (anlamına gelmek) fiilini biliyorsanız, bir şeyin 'anlamı yoksa' önemsiz olduğunu kolayca çıkarabilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.